Jumping on the Drips
Hikayeler
Ruhların oyunlarına dalın. Birbirlerinin kaderlerine giren, birlikte büyüyen ve sonra birbirlerinden ayrılan sınırsız karakterlerle tanışın. Onlarla bir damladan diğerine atlayın; her sayfadan renkleri emip, geride damlalara bir parça bırakın.
Pete’in mektupları asla Cate tarafından okunmaz, bir yabancı okur. Zoe’nin sesi önce bir fısıldamaya, sonra sessizliğe dönüşür; aradığı şeyi bulmaya çalışır. Cora, gerçekliğiyle yüzleşmeden önce, bir otobüste duyduğu iki yabancının sohbetiyle sürüklenir. Agnes, omzunda bir ağacın dövmesi nasıl belirdiğini asla öğrenemez. Ağacı kabul eder ve duygularına yanıt verirken kucaklar; Agnes artık yalnız değildir. John, geçmişine duyduğu özlemde bir aksaklıkla karşılaşır. Dennis, karısıyla medeni bir şekilde zihin oyunu oynar. Egan, gitmek istediği yere götürecek kapıyı asla bulamaz. Mateo, 46.127 kelimelik metin mesajı alışverişiyle, 250 kelimelik bir profil okumaktan daha mı fazla Bella’yı tanıdığını sorgular. Kitaptaki yazar, Pete, Agnes, Cate ve diğerleri için, bir taş üzerindeki bir tablodan ilham alarak bir dünya yaratır. Son bölümü tamamladıktan sonra, çektiği tablonun fotoğrafını arar. Hatırladığından farklı olduğunu fark eder. Maya, açlık hissedene kadar oyununu oynar ve Anthony, dünyadaki diğer herkes neler olduğunu anlamaya çalışırken, ağaç evini hangi mağaraya geri koyacağına karar veremez. Ash, ruhunu bedenden özgür bırakır. Spiro, hayatta kalabilmek için mezarlığa gider.
Üniversite yıllarında, çözülemeyen problemlere (NP Kompleks problemleri) yapay zeka ile optimum çözümler bulmaya ilgi duymuştur. Karmaşık sistemlerin kağıt üzerinde formüllerle ve otomatik simülasyonla temsil edilmesi, faktörlerdeki değişikliklere verdikleri tepkiler ve bilinen faktörlerle yapılan optimizasyon, üniversite sonrası hayatını şekillendirmiştir. Üniversitede simülasyon dersinin asistanı olarak çalışmıştır.
Dinleyin: Jumping on the Drips
Editoryal İncelemeler
🏆 Mutlaka Okunmalı
“Çekici, düşündürücü ve biraz da sürreal kısa öykülerden oluşan ilginç bir derleme—hem yazım tarzı hem de bakış açısı açısından modern.”
— Deborah Murrell, Yazar ve Editör
“İnsan deneyimlerinden kesitler sunan, hafif bir tuhaflık dokunuşu taşıyan öyküler. Şiirsel bir dille yazılmış ve anlam katmanlarıyla örülü; her hikâye, açıklık ile belirsizlik arasında sihirli bir denge kurarak okuduktan uzun süre zihninizde kalıyor.”
“İlk bakışta basit görünseler de, keşfedilecek çok daha fazlası olduğu hissinden kurtulamıyorsunuz. Her okumada farklı deneyimlenebilecek nadir eserlerden biri.”
— Lauren Smith, Yazar
İncelemenin tamamını Reedsy’de okuyun →Kitabın Konuları
Sistemdeki Arıza — “Ritim Ayarı” veya “Ruh Kaçışı” gibi teknolojilerin, zaman yönetimi ve yas gibi insan “problemlerini” çözme girişimleri ve bunun sıklıkla daha derin içsel çatışmaları ortaya çıkarması.
Görünmez Bağlantılar — Bir dizi harf, paylaşılan bir “gıcırdayan” zemin ya da “sarı bir ev”e duyulan ortak takıntı gibi unsurların, kıtalar ötesinde yabancıları nasıl birbirine bağladığı.
Hafızanın Doğası — “Rüya Merkezleri” aracılığıyla geçmişimizi düzenleme arzusu ile “ebedi veda”larla yaşamaya dair gerçeklik arasındaki fark.
Varlık vs. Optimizasyon — Güneş ve gökyüzüyle “farklı ölçülen” bir yaşam sürmek ile hayatın olaylarına “ayak uydurma baskısı” arasındaki gerilim.
Kırık Parçaları Tamir Etmek — Japon kintsugi sanatı esinlenerek, hikâyeler kırılmış parçaların “altın tozu” ile onarılmasının, hiç zarar görmemiş olmalarından daha değerli olabileceğini keşfediyor.
Kimin İçin?
Sürreal Çağdaş Kurgu Tutkunları — Günlük hayatı düşündürücü ve sürreal öğelerle harmanlayan, “hem yazım tarzı hem de bakış açısı açısından modern” öyküleri seven okuyucular.
“Dijital Yorgunlar” — Hayatlarını bir ayarlama ile “yakalamayı” ya da günlük rutinden geçici bir “ruh kaçışı”yla uzaklaşmayı merak eden herkes.
Bağlantı Arayanlar — Sarı ev veya kuş evi gibi karakterler ve motiflerin beklenmedik şekillerde tekrar ortaya çıktığı edebi “puzzle kutularını” takdir eden okuyucular.
Küresel Vatandaşlar — Doğu Köyü’nden New York’a, uzak bir adanın kıyılarına kadar “dünyalar arasında” yaşadığını hissedenler.
